Bizi izləməyi unutmayın

#Ədəbiyyat

EBU’L-KÂSIM-İ FİRDEVSÎ VE ŞAHNÂME

5-06-2017, 21:56 | 4732 dəfə baxılıb.

İran’ın en büyük şairlerinden biri olan, İran ulusal tarihi, ulusal rivayetleri ve kahramanlık anlatılarını sözlü rivayetlerden derleyerek yazıya aktarmasından dolayı “İran ulusal şairi” olarak kabul edilen Hekîm Ebu’l-Kâsım Mansûr b. Hasan-i Firdevsî, Samanîler’in henüz Buhara merkezli egemenliklerini sürdürdükleri 329/940 yılında Tûs şehrine bağlı Taberân kasabasının Bâj köyünde dünyaya geldi. Bir köylü çocuğu olan Firdevsî’nin babasının Tûs ırmağından ayrılan Abrahe Çayı kenarında bir dihkân/çiftlik sahibi olduğu bilinmektedir.
Sultan Mahmud döneminin en yetenekli şairi Firdevsî, İran’ın Moğol dönemine kadar yaşamış en büyük şairi olarak bilinmektedir. Bundan da öte, Gazneliler döneminin, aynı zamanda hem İran ve hem dünya edebiyatlarının en yetenekli ve özgün bir tarza sahip şairlerinden biridir. İran edebiyatı tarihinde onun tarzı, ayrı bir yerde ve tamamen farklı özellikler taşıyan bir ekol olarak yer almaktadır. Samanîler döneminde yetişmiş Firdevsî, İran tarihine ve değerlerine karşı çok hassas bir şairdir. Yaşadığı devrede toplumu oluşturan bütün kesimlerce yeniden millîleşme hareketleri başlatılmış olması da şairi etkilemiştir.
Firdevsî, İran edebiyatında kahramanlık şiir tarzını zirveye çıkaran şairdir. Temelde kahramanlık hikâyelerini esas alarak, eski dünyanın kökleri çok eskilere dayanan bir ulusun efsanevi tarihini, klasik dönemin gerçek tarihsel seyrini konu almıştır. Firdevsî’nin diğer bir özelliği de bu işindeki samimiyetini, aşkını ve zevkini eserinin her dizesinde açıkça yansıtmasıdır. Firdevsî’nin ortaya koymuş olduğu eser, yaşadığı dönemin sosyal durumuyla ilgili önemli kesitler de aktarmaktadır. O, yaratılıştan sahip olduğu üstün yetenekleriyle hikâye, kahramanlık destanları, trajedi, aşk şiirleri, dekor, diyalog, hareket, tavır gibi ayrı ayrı dalların tamamını içeren, dünya edebiyatı tarihinde benzeri yok denecek kadar az olan bir şaheser yaratmıştır. Kahramanlık sahnelerini ve trajedileri anlatırken izlediği metot o kadar hassas ve dikkatlicedir ki okuyucu ister istemez olayların yoğun etkisi altında kalır. Firdevsî’nin tasvir gücü de son derece yüksek ve engindir. Tiyatro yazarları gibi sahneleri tasvir ederek duygularını dizelerine döker.
Firdevsî’nin elimizde bulunan tek eseri Şahnâme’dir. Dağınık haldeki birtakım şiirleri bazı kaynaklarda yer almaktadır. Yanlışlıkla onun kaleminden çıktığı söylenen ve bazı kaynaklarda da onun adına kayıtlı bulunan Yûsuf u Züleyhâ ise gerçekte başka bir şaire aittir.
Firdevsî, Şahnâme’yi yazmaya niyetlendiği günlerde ülkesi iki yönden yabancıların kültürel, siyasi ve askeri saldırıları altındaydı. Bir taraftan Bağdat hilafet yönetimi, ırkçı politikalarını öne çıkararak kendisine bağlı bulunan milletlerin kültürlerini, gelenek ve göreneklerini, millî renklerini ortadan kaldırmak isterken, diğer taraftan da yeni bir heyecanla başta Türkler olma üzere bazı milletler, İran kültür ve medeniyetinin koruyucusu durumundaki İranlı yönetimleri bir bir alaşağı ediyorlardı. Millî heyecanları canlandıracak, güç birliği sağlayacak millî bir harekete her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğu böyle bir zamanda Firdevsî, güçlü ve yaratıcı yeteneklerini ülkesi ve milleti uğruna ortaya koydu. Millî destanları yazıya aktarıp yeniden canlandırarak, unutulmuş tarihini ve millî övünç kaynaklarını milletine hatırlatarak onları harekete geçirme, halkını İran sevgisiyle besleme ve yabancılardan nefret ettirme yolunda hayal gücünü ve kalemini en güzel şekilde kullandı.
Öte yandan Firdevsî, İran mitolojik, kahramanlık ve tarihi dönemlerini Şahnâme’ye alırken şüphesiz bağımsızlık hareketlerinin etkisinde kaldı. Onun yaşadığı dönemlerde kendilerini İranlılardan ve diğer kavimlerden daha üstün gören bazı Arap ırkçılarının taassupları karşısında kavimler ve milletlerin birbirlerine eşit olduklarını, herhangi bir şekilde birbirlerine karşı üstünlükleri bulunmadığını savunan, millî kaynaklarıyla övünen, daha da ileri giderek İranlıların Araplardan daha üstün olduklarını savunan Şuûbiyye hareketleri ve düşünceleri de Firdevsî üzerinde önemli ölçüde etkili olmuştur
Fars dilinin bir sözcük hazinesi, aynı zamanda fesahat ve belâgat örneği olarak kabul edilen Şahnâme, sadece bir hikâye kitabı değildir. Eserde, İran’ın tarihsel ve efsanevi gelenekleri, İslami döneme kadar hemen hemen bütün olaylar hakkındaki bilgiler bir araya toplanmıştır. Şahnâme’de Eski İran’ın hikâyeleri yanında felsefi, ahlaki konulara değinilmiş; kahramanlık şiirlerinin yanı sıra diğer şiir türlerine de yer verilmiştir. Firdevsî bütün bu dallarda sözün hakkını gereğince vermiş, İran millî hikâyeleri ve İranlıların tarihi değerlerini Şahnâme boyunca en güzel şekilde sergilemiştir.
Tarihsel içeriğinin yanı sıra mitolojik aktarımlar ve kahramanlık anlatılarıyla da dikkat çeken Şahnâme’de elbette şairin temel amacı mitolojik rivayetleri derleyerek aktarmak değildi. O, İran’ı eski rivayetlerden hareketle yazmak istemiş ve eser, bu içeriğiyle ortaya çıkmıştır. Bu açıdan Şahnâme her şeyden önce tarihsel bir manzûme olarak kabul edilmelidir. Ancak bu büyük tarihsel manzûmede birkaç önemli kahramanlık anlatısının da yer alması, eserin dikkate değer bir özelliğidir. Bu açıdan Şahnâme kahramanlık destanlarına yer veren bir derlemedir.
Şahnâme, eskilerin, öncekilerin, ilklerin tarihidir; tarih noktasından bakıldığında İran’ın serüveninin, zamanın ve İran topraklarının izleri olarak kabul edilmektedir. Şahnâme, İranlıların Araplara yenilmelerinden dört yüz yıl sonra, IV./X. yüzyılda kaleme alındı. İranlıların yeni oluşan şartlarda, Bağdat halifelik yönetimi karşısında siyasi ve kültürel yazgılarını belirleme ve yeniden yapılanma çalışmalarını sürdürdükleri günlerde, İran hanedanları kurulmuş, dilleri Farsça din ve devlet dili olarak kabul edilmiş, kültürel altyapısının temelleri atılmıştı. Firdevsî, işte böyle bir ortamda “İran ulusal tarihi”ni dizelerine aktardı.
Şahnâme’de tarih ve dil birbirleriyle iç içe yer alır, ikisinin de temeli atılır, sınırları ve ölçüleri belirlenir. Şahnâme İran’ın mitolojik tarihi, millî kahramanların kahramanlık anlatıları ve ağırlıklı olarak Sasanî İranı’nın kahramanlık tarihidir. Şahnâme’de mitoloji, kahramanlık anlatıları ve tarih, efsane, hikâye ve gerçek iç içe yer alır. Sasanî hanedanının yıkılışından sonra geçen uzun bir aradan sonra, Samanîler döneminin sonlarına doğru İran tarihi yeniden ancak bu kez bir hükümdarın eliyle değil, en büyük şair Firdevsî’nin eliyle yazılır. Ulu ve göklere erişen yüce bir saray gibi yükselir.
Şahnâme, bir bakıma yenilgi ve arzulara ulaşamama sonucu ortaya çıkmış bir eserdir. Samanîlerin tarih sahnesinden çekilmeleriyle aynı dönemlere rastlayan ve Araplar karşısında birkaç yüzyıllık yenilgi ile şekillenen süreç, İran tarihinde olumsuz bir dönemin başlaması gibi etkenler, gerçek tarih alanında istenmeyen gelişmelerin ve güç yetersizliği ortaya çıkması rivayetlere ve hayallerdeki tarihe ihtiyacı daha da arttırır. Firdevsî ve diğer Şahnâme yazarları, zamanın hoşa gitmeyen gelişmelerini yaşayınca geçmişin mutluluk ve zafer dolu günlerine yönelmiş, istedikleri gelişmeleri tasvir ederek, hayallerinde hayat vererek dizelerine aktarmışlardır. Bir bakıma Şahnâme, yaşanılan zamanda üzerinde dik durabilmek için geçmişte aranan bir temel, bir dayanak niteliğindedir. Şahnâme, sözün eyleme üstün geldiği, ona karşı kazandığı bir zaferdir.
Firdevsî İranlılık ruhunu Şahnâme ile yeniden canlandıran, onu harekete geçiren; Rüstem, Keykavûs, Cemşîd, Behrâm, Câm-i Cem, Rahş, Surûş, Simorg… gibi değerleri dirilten kişidir. Çok sayıda ünlü İranlı şair ve yazar arasında, Firdevsî dışında, siyasi düşünce ve iktidar sahibi olmadan yaygın bir şekilde sosyal reformlar başlatarak kültürü bir yöne kanalize etmenin mümkün olamayacağını tam anlamıyla kavrayan kimse yok gibidir. İran ulusunun kimliği ve dilini hayata döndürmek için otuz-otuz beş yıl boyunca yaptığı çalışmalar da bunun kanıtı, bu derin düşüncenin ve engin ufkunun göstergesidir. Bu nedenle Şahnâme’ye sadece eski İran hükümdarlarının tarihi, İran kahramanlarının mücadelelerini tasvir eden sahneleri barındıran, mitolojik hikâyeleri anlatan, eskilerin yaşadıklarını sonrakiler ibret alsınlar diye yeni kuşaklara aktaran bir eser gözüyle bakılmamalıdır. Bütün bu özellikleri de taşımakla birlikte, onun gerçek değeri eskilerin ve yenilerin bilgi birikimini değerlendirerek gerçek yöneticiliğin kurallarını, teorilerini, Pers ülkesini yönetmede siyasi düşüncenin temellerini atmış olmasındadır.
Firdevsî, şu dizeleriyle Şahnâme’yi neden yazdığını çok güzel dillendirir:
Çok sıkıntı çektim bu otuz yılda,
Dirilttim İranlıyı ben bu Farsçayla.
Firdevsî İran tarihindeki olayları kronolojik sırada ele almaktadır. Birkaç bin yıllık İran tarihinin gerçek kahramanlarını bu devirlerde yaşamış ve belli sürelerle egemenlik sürmüş hükümdarlar olarak kabul etmekte, onların İran tarihindeki temel rolleri, İran kültür ve medeniyetindeki etkinliklerini vurgulamaktadır. Bu özelliğinin yanı sıra, dilinin her türlü süslemeden uzak arı bir dil olmasından dolayı Şahnâme çok büyük bir üne kavuşmuş ve çok önemli makamlar elde etmiştir. Firdevsî’nin ünü ve değeri de buradan kaynaklanmaktadır. O Fars dilini, İran mitolojik tarihini, İran kültürünün yapısal değerlerini, her İranlının anlayabileceği bir dilde aktararak diriltmiş ve ölümsüzleştirmiş, Şahnâme’yi sanki bir halk kitabı olarak kaleme almıştır. Bu eserin İran halkı için sağladıkları, ulusal kahramanlık mirasını aktarması açısından başka hiçbir milletin benzeri eserleriyle karşılaştırılamayacak kadar çoktur.
Firdevsî, Fars dilini yeni bir aşamaya kavuşturmuştur. Belki de bu değerlendirmenin temelleri Firdevsî’nin son derece haklı olarak, “Çok sıkıntı çektim bu otuz yılda/Acemi dirilttim ben bu Farsçayla” iddiasına dayanmaktadır. O, tarihten haberler aktarmayı amaçlamakta, kahramanlık mesajlarını sonraki kuşaklara iletmeyi hedeflemektedir. Bu yüzden Şahnâme’de halkın anlamakta zorlanacağı bir dili kullanmamış, tarih hazinelerinden İran mitolojik değerlerini günümüze taşıyan bir eser olarak ortaya çıkmıştır.
Burada üzerinde durulması gereken önemli bir nokta, Şahnâme’deki efsanelerin fantastik açıdan Yunan mitleriyle mukayese edilebilecek benzerlikler göstermemeleridir. Yunan mitlerinde beşerî görünümdeki kahramanlar akıl, sarhoşluk, şarap, kıtlık, kuraklık gibi metafizik ya da maddî konularda karşı karşıya gelmektedirler. Ancak Şahnâme’deki efsaneler, İran milletinin ülkelerini korumak ve kollamak için verdikleri mücadelelerin destanıdır. Şahnâme, bütünüyle mitolojik amaçlı yazılmış bir eser değildir. Mitolojik konulardan söz ettiği yerlerdeki bilgiler, İran tarihini konu alan bölümleridir. Şahnâme’deki efsaneler, Arya kökenli efsanelerden kaynaklanır. Avesta‘nın bu konuda Şahnâme üzerindeki etkisi, dilden dile sözlü olarak aktarılmış tamamı ulusal içerikli, İran gelenekleriyle tarihini- törelerini koruma ve sonraki kuşaklara aktarma özelliği taşıyan hikâyelerin Şahnâme’nin yazılmasına neden olmasındadır.
Mitolojik kahramanlar gerek Batı ve gerek Doğu kahramanlık destanlarının tamamında zeka, fiziki güç, mal ve servet üçlüsüne her zaman sahip olmuşlardır. Bu üçlü güç, daha önce sözü edilen din adamı bilginler, savaşçılar ve çiftçiler diye tanımlanan üç sınıf ile yakın ilişkilidir. Şahnâme’deki efsaneler, eski İran’ın çevresindeki başta Abhaz, Çerkez, ve Çeçenler olmak üzere komşularının efsaneleriyle şaşılacak derecede yakın benzerliğe ve ortak yönlere sahiptir.
Bütün İranlılar tarafından son derece beğenilen Şahnâme, sadece İranlılar tarafından yoğun ilgiyle karşılanmakla kalmamış, İran dışındaki coğrafyalarda Fars dili ve edebiyatıyla ilgilenen çevrelerin de beğenisini kazanmıştır. Şahnâme, İranlılar için hem bir edebiyat hem bir tarih kitabı olduğu gibi, çok etkili millî bir destandır da. Bu önemli şaheser, sadece eski İran’a ait destanları ve efsanevi hikâyeleri günümüze getirmekle kalmamış, aynı zamanda o dönemler Arapçanın yoğun etkisinde kalan Fars dilinin yeniden canlandırılmasında önemli rol oynamıştır.
Şahnâme’de Pişdadîler, Keyanîler, Eşkanîler ve Sasanîler’den oluşan dört hanedanın egemenlik sürdüğü Keyûmers’ten III. Yezdigerd’e kadar elli hükümdarlık dönemi mitolojik, kahramanlık ve tarihsel dönemler adıyla üç dönem çerçevesinde ele alınır. Eski İran tarihini, İran ırkının ve İran medeniyetinin tarih sahnesine çıktığı andan başlayarak, egemenliğinin Araplar tarafından sona erdirildiği tarihe kadar konu alan Şahnâme’de üç süreç öne çıkar:
1. Mitolojik çağ:
İlk İran mitolojik hükümdarı Keyûmers’ten başlayarak Feridûn’un ortaya çıkışına kadar devam eden dönemi kapsayan bu çağın hükümdarları: Keyûmers, Hûşeng, Tehmûrs, Cemşîd, Dahhâk ve Feridûn’dur. Bu çağlar, ilkel şekilleriyle hükümetlerin ortaya çıkışı, insanların yiyecek, giyecek, ev gibi doğal gereklilikleri öğrenip sağlamaya başladıkları, ateşi, ziraatı ve meslekleri öğrendikleri dönemlerdir. Yine bu devirler, insanlar ile devler arasında anlaşmazlıklar ve savaşların yaşandığı, sonuçta insanların zafer kazandığı, özellikle Tehmûrs ve Cemşîd’in olağanüstü güçleriyle devlerin, insanların emrine girdiği ve medeniyetin gereklerinden birçoğunu öğrendikleri zamanlardır. Söz konusu dönemlerde hükümdarlar sadece dünya kralları değil, aynı zamanda medeniyet konusunda da insanların kılavuzlarıdır. Bu dönemde ulusal büyük kahramanlar da yoktur.
2. Kahramanlık çağı
Bu bölüm Şahnâme’nin kahramanlık anlatılarına ayrılmıştır. İyilik ve kötülük arasındaki yeni mücadelelerle başlayan bu çağ, Kâve-yi Âhenger ile Atbîn’in oğlu Feridûn’un, Dahhâk’ın adaletsiz tutumları karşısındaki mücadeleleriyle geçer. Kâve’nin Dahhâk karşısındaki kıyamıyla başlayan bu dönem, Rüstem’in kardeşi Şeğâd tarafından öldürülmesiyle sona erer. Bu kısım, İran millî kahramanlık destanlarının gerçek tarihle örtüştüğü devreleri kapsar. Bu dönemde İran millî rivayetlerinin en büyük kahramanları sahnededir. Feridûn’un yardımıyla Kâve’nin ortaya çıkışı ve Dahhâk karşısındaki kahramanlık serüvenleri, Kâren, Gerşâsp ve Sâm’ın en parlak dönemleri, Menûçehr’in bunların yardımıyla elde ettiği başarılı sonuçlar, Sâm’ın oğlu Zâl’ın mücadeleleri ve Şahnâme’nin kahramanlık sahneleriyle ilk aşk hikâyesinin harika bir uyumla anlatıldığı bölümlerini içerir. İran tarihinin Şahnâme’de yer aldığı şekliyle en önemli dönemi Goştâsp’ın hükümdarlığının sonuna kadar, Keyanîler dönemiyle devam eder. Çünkü bu dönem Rüstem’in ortaya çıktığı ve İran’ın en parlak dönemini yaşadığı zamanları da içine alır. İran’ın ve Keyanîler çağının en ünlü kahramanı Rüstem’dir. Onun yanı sıra Gûderz, Gîv, Bîjen, Behrâm, Ferâmerz, Sohrâb, Kâren gibi daha birçok isim de bu dönemde ünlü kahramanlar arasında yer alır. Diğer taraftan doğal olarak İran millî tarihinin en önemli destanları da bu çağda yaşanmıştır. Bu çağ uzun ve büyük savaşların sürdüğü, her şeyin olağanüstü özellikler taşıdığı bir devre olmasıyla İran millî birliğini de en güzel şekilde simgelemektedir.
3. Tarihi çağ:
Şahnâme’nin üçüncü bölümü tarihi devirler olarak değerlendirilmektedir. Behmen, Humây, Darâ, İskender, Eşkanîler ve Sasanîler’in ele alındığı bu bölümde kahramanlık hayalleri, efsanevi anlatımlar, doğaüstü kişilikler ve sıra dışı olayların hemen hemen ortadan kalktığı, tarihsel gerçek kişilikler ve gerçek olayların onların yerlerini aldıkları bu bölümlerde İran ulusal kahramanlık anlatıları gerçek tarihsel gelişmelerle örtüşmektedir.
Şahnâme’nin tarihi bölümü özgün nitelikleri açısından kahramanlık/pehlivanlık anlatımları içeren bölümlerinden oldukça farklı özellikler taşımaktadır. Burada şiirler daha az gösterişli, hikâye ve anlatımlar daha sade bir tarzda, kahramanlar normal insanlardan oluşmakta, olağanüstü yetenekteki efsanevi kişilikler yer almamaktadır. Örneğin, Rüstem ile Behrâm-i Çubîn karşılaştırıldıklarında, her açıdan aralarında alabildiğine aşırı derecede farklılıklar görülecektir. Aynı şekilde devlerle savaşan kahramanlarla saray kahramanları arasındaki fark kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Gerçekte bu dönemlere ait ve Şahnâme’nin bu üçüncü bölümünü oluşturan anlatımlarda daha çok mitolojik abartılı özellikler taşıyan efsaneler ve hikâyelerin yerini tarihi hikâyeler ve rivayetler almaktadır. Şahnâme, tarih kitaplarına benzeyecek kadar krallar, kahramanlar ve yönetimleri hakkında bilgi veren, ayrıntılara dalan tarih kitaplarına yaklaşır.
Şahnâme’nin en ünlü destanları:
1. Dahhâk ve Kâve’nin ona karşı ayaklanması.
2. Feridûn ve üç oğlu: Selm, Tûr, Îrec.
3. Zâl, dünyaya gelişi, Simorg tarafından büyütülmesi.
4. Rüstem’in ilginç hayat serüveni ve savaşları.
5. Rüstem’in Mazenderan’da savaşları ve Heft Han’ı.
6. Rüstem ve Sohrâb destanı.
7. Siyâveş destanı ve onun zulümle öldürülmesi.
8. Siyâveş’in çocuklarının, Keyhüsrev ve Furûd’un destanları.
9. Bîjen ve Menîje, Rüstem tarafından kurtarılmaları hikâyesi.
10. İsfendiyâr ve Turanlı Ercâsp’ın esaretinden kurtulmak için aştığı heft hân.
11. Rüstem ve İsfendiyâr mücadelesinin destanı.
12. Rüstem’in kardeşi Şeğad tarafından öldürülmesi hikâyesi.
13. İskender, İran’da egemen oluşu, ilginç hayat hikâyesi.
14. Behram-i Çubîn, IV. Hürmüz ve Hüsrev Pervîz’e karşı ayaklanması destanı.

Nimet Yıldırımскачать dle 10.6фильмы бесплатно

Daha tez məlumatlanmaq üçün yeni Facebook səhifəmizi

REKLAM
RƏYLƏR

RƏY YAZIN

#İqtisadiyyat

İranla Ermənistan qardaşdır

Müəllif hüquqları qorunur.
ƏTRAFLI OXU

#Gündəm

Bu dəfə İran bombalandı

Müəllif hüquqları qorunur.
ƏTRAFLI OXU

Manşet / #Maraqlı / #Ədəbiyyat / #Araşdırma

HOCA AHMET YESEVİ KİMDİR ?

Müəllif hüquqları qorunur.
ƏTRAFLI OXU








ƏN ÇOX OXUNAN

kiosk.com.az tap az турбо аз tap.az qab qacaq turbo az oxu az oxu az xeberler www oxu xabaraz новости азербайджана mp3 yukle big az azeri bass indir yukle mp3 mp3 milli az son xeberler xabaraz radikal müxalifət milli.az Azərbaycan xəbərləri dünya xəbərləri aktual hadisələr bu günün xəbərləri BiG.Az - Böyük Azərbaycan en son xeberler Azerbaycan xeberleri 2017 müsavat siyasət iqtisadiyyat azərbaycan hadisə son xəbər dağlıq qarabağ gündəm qəzet ilham əliyev Bakı haqqin az новости ильхам алиев haqqin az азербайджан объявления интим услуг в баку погода в баку hava haqqinda melumat day az day.az Azərbaycandan və dünyadan xəbərlər - Qafqazinfo.az qafqazinfo minimum əmək haqqı 2018 anar nagilbaz porno anar nagilbaz video anar nagilbaz Xəbərlər Araşdırma Müsahibələr Reportajlar Xəbərlər Gündəm Hadisə Siyasət Cəmiyyət İqtisadiyyat İdman Dünya Video Maqazin Müsahibə Media Araşdırma Maraqlı Mədəniyyət Gülən Təhlükə Bank Biznes Enerji Əmlak Tender Vakansiya namiq caniyev a24az niyə quran onun üçün müqəddəs deyil anar nağılbazın video a 24 a24.az Yenicag.Az son dəqiqə ən son xəbər xəbər xəbəri xəbərləri yenicag yeniçağ gündüz kərimov vüqar zifəroğlu qarabag roma canli yayim yenicag zakirə zakirqızı basqın Azərbaycan Aşkın Niderlandın ofisinə bildirib şəhərində Haaqa təşkilatının diaspor Diasporrəhbəri həmçinin Afrin aparılır edilib Hazırda araşdırma əməliyyatından millətindən ardıcıl spy satellite destroyed eu doner kebab north korea missile hit own city arzu nağıyev axar/az axar.az lentaz lent az xabaraz musavat.az xeberler musavat iqtidar 134 nomreli 134 mekteb məktəb nömrəli olay bilmir söyləyir edirəm deyir bilmirəm söylədiyi xəstəsən Yaşamağa davam bilir qollarımı əməlinə qazandırmaq istəyib məktəbli deyən kəsirəm Bunları Cavidan Anasının sinif xarakterli hərəkətləri cinayət oxuyan zorakılıq aidiyyatlı bağlı orqanlara şikayət şəhər daxil hadisə vermis naziri müdafiə Dadaş Rzayevin nəvəsidir prokurorluğunda bağlı Təhsil sinfində hüquq hadisə yayıb olmuş oxuyan cinayət mühafizə əlaqədə yerləşən ayının otağında dekabr cinsi geyinmə soyunub idman zalının